İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Özyeterlilik Nedir ve Nasıl Geliştirilir?

Açıkçası “özyeterlilik” kavramını günlük hayatımızda çok sık kullanmıyoruz ancak bu kavramın sözcük anlamına baktığımızda aslında başarılı bir hayat sürmenin öz bir tanımı olduğunu görüyoruz.

Özyeterlilik kavramının sözlük anlamına bakacak olursak:

  •  Amaçlanan bir işi gerçekleştirmek için kişisel güç veya kapasite
  •  Kişinin kendi hayatını değiştirme, belirlediği hedeflere ulaşma veya amaçlanan sonuçları elde etme konusunda kendisine olan inancı

Peki, istediğin sonuca ulaşma konusunda kendine gerçekten inanıyor musun?

Varmak istediğin noktaya ulaşmak için kendine inancın ve güvenin var mı?

Ve tüm bunlar neden bu kadar önemli?

İşte bu yazımızda özyeterlilik nedir sorusunu yanıtlayacak ve bu yetini geliştirmen konusunda senin için bazı faydalı bilgiler paylaşacağız.

Özyeterlilik Nedir?

Sağlıklı miktarda özyeterliliğe sahip olmadığını gösteren 5 ipucunu inceleyerek başlayalım.

  1. Harekete geçmeyi bırakıp, bahaneler bularak ertelemeye başlamak.
  2. Ulaşılacak bir hedef koymaktan hoşlanmamak veya çekinmek.
  3. Başarısız olmaktan korkmak.
  4. İç sesinin her zaman şikayet etmesi.
  5. Hayatında nefret ettiğiniz şeyler için hiçbir şey yapmamak.

Özyeterlilik aslında tamamen neye inandığın ile ilgili. İnançların da eylemlerini büyük ölçüde etkiler ve hayatının her alanında inançlarının yansımasını görürsün. Bu yüzden, kendine inanmayan birinin, özyeterlilik gibi bir kavramı da asla düşünmemesi çok olağan bir durum.

Özyeterlilik hissini geliştirmek başarı, mutluluk ve hatta sağlığın için oldukça önemli. Eğer bir şeyin işe yaramayacağını düşünürsen, o şeyi hayata geçirmek için çabalar mısın?

Özyeterlilik aynı zamanda her şey sarpa sardığında bile hala işlerin düzeleceğine inanman anlamına gelir.

“Kişinin saygınlığı saldırıya uğrayabilir, zarar görebilir ve acımasızca alay konusu olabilir ancak kişi teslim olmadığı sürece saygınlığını asla kaybetmez.”

Kendine olan güvenini ve saygını koruduğun sürece elde etmek istediğin her şeyi elde etmenin bir yolunu mutlaka bulursun.

Özyeterlilik eksikliği, başarısızlıkla başarı arasındaki farkı yaratan olgudur.

Özyeterlilik Nasıl Geliştirilir?

Artık özyeterliliğin kendin için neden bu kadar önemli olduğunun farkına vardığına göre, şimdi de asıl konumuz olan, bu yetini nasıl geliştirebileceğini inceleyelim.

  1. Mevcut Düşüncelerine Odaklan

Gelişiminin farkına varabilmek ve gelişimini ölçebilmek için ilerlemeyi kıyaslayabileceğin bir başlangıç noktasına ihtiyacın var.

Bu yüzden aşağıdaki soruları kendine sor ve her bir soruya 1 ila 10 arasında bir puan ver;

  1. İstediğin sonucu elde etme kabiliyetine ne kadar inanıyorsun?
  2. İnsanların sana ne kadar saygı duyduğuna inanıyorsun?
  3. Hayatında istediğin noktaya ulaşma ihtimalin ne kadar?

Eğer bu üç soruya verdiğin puanlar düşükse başarılı olma ihtimalin de aynı oranda düşük olacak. Bu yüzden, başarı ihtimalini arttırmanın yolu özyeterlilik yetini geliştirmekten geçiyor.

Unutma ki, içinde az bir miktarda şüphe olması her zaman iyi bir şeydir. Eğer bu gibi soruların hepsine 10 puan veriyor olsaydın ya soruları tam olarak kavramamış ya da bu yazının ne hakkında olduğunu anlamamış olurdun.

Az miktarda şüphe herkes için iyi çünkü sonuçlar hakkında endişelendiğinizi gösterir. Bu da işlerin olması gerektiği gibi yürümesini istediğin ve bundan emin olmak için çaba harcayacağın anlamına gelir.

İlk sunumun için biraz endişeli olmak (10 üzerinden 7 puan) ile ilk sunumunun hayatındaki en kötü deneyim olacağını düşünmek (10 üzerinden 1 puan) arasında büyük bir fark var.

Puanlarındaki küçük bir azalma senin daha fazla çalışmana, yeni şeyler öğrenmene ve pratik yapmana olanak tanır. Bu sayede de elde edeceğiz sonuç üzerinde daha fazla kontrole sahip olursun.

  1. Kendini Sevmeyi Öğren

Bunun için sokağa çıkıp, “ben harikayım” diye bağırmana gerek yok. Hatta bunun, böyle bir şey ile hiç alakası yok. Sadece gerçekten de harika biri olduğuna kalpten inanman gerekiyor.

Örneğin, aşağıdaki cümleleri kendine söyle ve nasıl hissettiğini düşün:

  • Kendim olmayı seviyorum.
  • Harikayım.
  • Yaptığım şeyde başarılıyım.
  • İnsanlar beni, ben olduğum için seviyor.

Hoş bir deneyimdi, değil mi?

Özyeterlilik ile özgüven arasında doğru bir orantı var. Yani eğer özyeterliliğin yeterli seviyede değilse, bu durumda özgüveninde yeterli bir seviyede değildir.

Her ne kadar çoğu insan özgüven eksikliklerinin mutlulukları, sağlıkları ve başarıları üzerinde oldukça olumsuz bir etkisi olduğunun farkında olsa bile, bu insanların çok azı özgüvenlerini geliştirmek için bir şeyler yapar.

Elbette, özgüven eksikliği kimi zaman kolayca fark edilebilen bir şey değil. Utangaç olman, özgüveninin düşük olduğu anlamına gelmez mesela. Birçok dışadönük kişinin de genellikle özgüven sorunu var. Özgüven bir kişinin dış dünyayla olan iletişimi ile ilgili değil, özgüven kişinin iç dünyası ile ilgili.

Birinin kendi özgüvenini arttırmasına yardımcı olmak için, o kişinin gerçekte kim olduğunu görmesini sağlamak yeterli. Ne yazık ki, bu günümüzde sadece psikologlarla yapılan seanslarda hayata dökülüyor. Bu seanslarda insanlar kendilerini yıpratan duygusal düşünceler ve inançlarıyla yüzleşme imkanı buluyorlar. Bunu her an başaramamızın sebebi de genellikle yıllar boyunca kademeli olarak geliştirdiğimiz otomatik düşünce şeklimiz ve toplumda içindeki kabullenmeme korkumuz.

Unutma ki, kendine güveni olan çoğu insan bile hayatlarının belirli alanlarında kendine güven konusunda sorun yaşıyor. Demek istediğimiz, bir insanın her konuda kendisine güven duyamaması çok insancıl bir sonuç.

Kendini nasıl algıladığının farkına var.

Doğru bir şeye mi yoksa sadece kendini güvende hissetmene yarayan bir şeye mi inanıyorsun?

  1. Duvarlarını Yık

İnsanların ördükleri duvarlar onlara huzur verir çünkü bu duvarların gerisindeyken kendilerini güvende hissederler. Ancak aynı zamanda bu, duvarların arasında hapsolduğun anlamına da gelir.

Kendine olan güvenin azaldıkça, duvarlarının içindeki alan da daralmaya başlar. Çoğu insan, özellikle de başarılı insanlar etraflarına duvar örmediklerini iddia eder ancak bu kişileri yakından incelediğinde çoğunun otomatik bir düşünce kalıbı veya iş anlayışı olduğunu fark edersin. Yani başarılı oldukları alanda kendilerini yıllardır zorlamazlar.

Örneğin, tüm yazışmaların ve görüşmelerin e-posta ile yapıldığı çokuluslu şirketleri ele alırsak ve başarılı çalışanlar e-posta değil de telefon ile iletişim kurarsa ne olur?

Yüksek ihtimalle uzun yıllar sadece e-posta ile iletişim kuran başarılı çalışanların özyeterlilik duyguları ağır bir darbe alacak çünkü telefon ile anlık geribildirim gerektiren bir iletişim kanalında söyleyecekleri yanlış bir şey anlaşmanın iptaline kadar gidebilecek. Ancak e-posta kanalında söylemek veya paylaşılmak istenen şeyleri kurgulayıp, tasarlayıp, karşı tarafa ulaştırabiliyorlardı.

Kişi, yoğun iş ortamında e-postasına odaklanıp dilediğini yazabilir. Telefonla konuşmak ise iş anlamında kendilerine ördükleri duvarın ötesinde bir şey. Ancak kişi kendisine inanırsa, söylemesi gereken şeyleri pratik yaparsa ve elde etmek istediği sonucu bilirse kısa bir süre sonra gerektiği zamanlarda kendine güvenerek telefon görüşmelerini yapabilir.

Duvarlarını aş. Kimi insanlar duvarlarını yerle bir edip, çılgınca şeyler yapmayı yeğler, kimileri ise ördükleri duvardan her seferinde bir tuğla çıkartarak, yavaş yavaş ama istikrarlı bir şekilde duvarlarını yok eder. Senin için hangisinin daha uygun olduğunu bulmak için geçmişine kısaca bir göz atman yeterli olacak.

  1. Aksini İspatlayan Kanıtları Gör

Özyeterliliğimizin eksik olmasının nedenlerinden birisi de doğru olmayan şeylere inanıyor olmamız. Ne kadar korkuyor olsak bile bir şeyleri başarabileceğimizi gösteren kanıtları görmek istemeyiz. Gerçeği görmezden gelmeyi yeğleriz ve bu daha kolaydır, değil mi?

Kanıtları görmek veya bulmak istiyorsan, başardığın harika şeyleri bir kağıda dökmek için 10 dakikanı ayırın. Bu kağıdı kimse ile paylaşmana gerek yok, senin gizli belgen olabilir. Bu bir gösteriş değil, bu elde etmek istediğin şeyleri elde edebilmek için sahip olduğun becerilerin, yeteneklerin ve azminin bir kanıtı.

Hepimiz hayatımızın bir döneminde kendi gerçek potansiyeline tam olarak ulaşamadığını hissetmiştir. Kimilerimiz bu potansiyele asla ama asla ulaşamayacağını bile düşünüyor olabilir. Eğer böyle hissediyorsan, bir başkası gibi olmana gerek yok ve tek yapman gereken, potansiyeline istediğinde ulaşabildiğini ispatlayan kanıtları her zaman aklının bir ucunda bulundurmak. Bu sayede etrafına ördüğünüz duvarları yıkar ve başarmak istediğin şeyler için büyük etkiler yaratacak işlere imza atarsın.

“Bir başkası olmayı istemek, olduğun kişiyi israf etmek demektir”

Bu yüzden şimdi harekete geç ve gerçekten de başarılı olduğunu kanıtlayan ispatları artık görmeye başla.

  1. Diğer İnsanların Seni Yıpratmasına Değil, Güçlendirmesine İzin Ver

Hepimiz ortamdaki tüm neşeden zerre haz almayan insanlar tanımışızdır ve hepimiz, bu gibi insanları neden kendimizden uzak tutmamız gerektiğini biliyoruz. Özyeterliliğini arttırdığınızda artık etrafınızdaki insanların kim olduğu önemsizleşir çünkü seni etkileyemezler.

Kendinle nasıl barışık olduğunun ve diğer insanların söylediklerinin seni nasıl etkilediğinin farkında olduğun zaman olumsuz etki yaratan insanları kendinden kolayca uzaklaştırabilirsin.

Örneğin ne zaman ortamdaki olumlu havayı soğuran bir arkadaşım yakınlarımda olsa, en sevdiğim şarkılardan birisini düşünürüm (Hotel California – Eagles). Üstü açık aracımın içinde, çam ormanın içindeki bir otoyolda ilerliyorum, güneş karşıdan gerçek olamayacak kadar güzel bir şekilde batıyor, her taraf ıslak toprak kokusu… Böyle şeyleri düşündüğünde veya düşündükten sonra birinin seni olumsuz enerjisi ile etkilemesi neredeyse imkansız.

Diğer insanların getirdiği olumsuzlukları hayatından nasıl uzak tutabileceğini ve özyeterliliğini geliştirme konusunda hangi insanların sana yardımcı olabileceğini fark et.

Sana ilham verecek, seni motive edecek, ne kadar harika biri olduğun konusunda seni destekleyecek, yapabileceğin ve elde edebileceğin şeyler konusunda sana inancı olan insanları etrafında tut.

  1. Öngörülü Ol

Son olarak özyeterliliğini gerçekten de geliştirebilmek için tam olarak ne istediğini sorgulaman gerekiyor;

  • Yeterince büyük düşünüyor musun?
  • Büyük hedefler belirledin mi?
  • Hedefine ulaşmak için bir yol haritası hazırladın mı?
  • Neyi, ne zaman yapacağına dair bir zaman çizelgen var mı?
  • Hedefini gerçekleştirmek için hangi küçük şeylerden başlaman gerekiyor?

İnsanlar, genellikle zengin insanların sahip oldukları şeyler yüzünden gerçekten de şanslı olduklarını söyler.

Gerçekten de şanslılar mı?

Yoksa tüm bunların hepsi bir hayalin ve bir planın hayata geçirilmesinin bir sonucu mu?

Eğer birisine hayatında elde etmek istediği şeyleri nasıl elde ettiğini sorarsan, evet alacağın yanıtın içinde şans etmeni de olacak ama şans, buzdağının sadece görünen kısmı ve buzdağının görünmeyen kısmı ise planlama.

Büyük şeyler başarmak için şansına güvenme. Senin için en önemli olan şeye karar ver ve ardından bunu elde etmek için neler yapman gerektiğini planla.

Hayallerine kulak ver ve hayallerinin gerçek potansiyelini keşfetmene yardımcı olmasına izin ver. Ancak bu sayede net bir şekilde ne istediğine karar verebilirsin.

“Nereye gideceğini bilmiyorsan hangi yoldan gittiğinin de bir önemi yoktur.”

Varmak istediğin hedefi bildikten sonra bir plan yapabilmen çok daha kolay. Bir plan yapmak ise hedefe varmak için üzerinde çalışabileceğin ve uygulayabileceğin küçük amaçlar belirlemene yardımcı olacak. Bu sayede önünde aşılması imkansız görünen bir dağ yerine, aşılması kolay tepeler göreceksin. Eğer herhangi bir adımda başarısız olursan, nihai hedefinde değil, onun küçük bir basamağında başarısız olacaksın ve küçük başarısızlıkları telafi etmek her zaman çok ama çok daha kolay olacak.

Son Söz

Hayatında daha çok şey elde etmek veya başarmak istediğinde özyeterlilik kavramı aklına gelen ilk kavram olmayabilir ancak bu yeteneğinin üzerinde çalışmak ve onu geliştirmek karşına daha fazla fırsat çıkmasını sağlayacak.

“Dünyadaki en büyük sıkıntı, insanın kendisiyle baş başa kaldığında rahat hissedememesidir”

Bir dakikanı ayır ve kendi başınayken, ne kadar rahat olup, olmadığını değerlendir. Bu, gerçekten istediğin şeyi elde etmek için başlaman gereken ilk nokta.

 

1Paylaşım

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    1Paylaşım